Avni Ballıbaba

WEB Siteme Hoşgeldiniz

SEVGİ, SAYGI ve ÖZLEMLE ANIYORUM

 
   Tarih, 10 KASIM 1938. Ağlamayan tek bir kişi yok. Neden ağlıyoruz? Dediğimde “Atatürk öldü “ diyorlardı. Ben de ağlıyordum.  
8 yaşındaydım. Bir dünyam var ki gerçek dünyanın varlığından habersiz. Ata’mızın büyüklüğünün değerini ne anlayabiliyor ne de düşünebiliyordum.
   Her 10 Kasım'da yapılan anı törenlerinde Türkiye ağlıyordu.

   Annem, babam, öğretmenlerim  her zaman ATA’ mızı anlatıyorlardı.
Ulusal Egemenlik – İstiklal Savaşı ile ölümü esarete yeğleyen…
Türk Ulusuna bağımsızlığını ve milli bütünlüğü kazandıran…
Kul olmaktan kurtaran…
Az zamanda çok ve köklü reformlar yapan…
İlerici, teşkilatçı, asker, çok yönlü devlet adamı…
Dünyaya örnek, yüzyılların nadiren yetiştirdiği yüce, ölümsüz... 
Türklerin Ata’sı, dahi M. Kemal Atatürk 'ü anlatıyorlardı.

   
   Babam ve diğer büyüklerimin İstiklal Savaşı'nda ne olmuş, ne bitmiş, nasıl meşakkat ve zulüm yaşanmış, yokluğu, sefaleti, milletin perişanlığı ve kahramanlığı içeren anlattıklarını hikâye gibi dinlerdim. 
   Öğretmenlerimden bazıları İstiklal Savaşını görmüş ve yaşamış kişilerdi. Bizlere NUTUK’u okumamızı ve sorular sormamızı istediler. Atatürk’ün yazdığı o tarihlerde iki cilt olan NUTUK' unu 1948 yılında okumaya ve ölüm yıl dönümlerinde ATA’ yı anmanın, ATA’ mı anlayarak düşünce ve reformlarını yaşatmanın ne demek olduğunu anlamaya başladım.
   ATAM' ın Nutuk adlı yapıtında anlatımı çoook farklı. Geçmişimizi ve İstiklal Savaşımızın nasıl kazanıldığını, o günkü ülkenin ve Türk Milletinin durumunu ve gelecekte neler olabileceğini, büyük bir kâhin olarak çok iyi anlatıyor.

   Yıllar geçtikçe, olanları da gördükçe, ATA'mın değerli yapıtı Nutuk da geçmişi bu kadar iyi tahlil edebilen, geleceği çoook iyi görebilen, 57 Yıllık kısa ömründe onca zaferi, bunca inkılâbı ve reformu sığdırabilen, “İnsan, insanlık için yaşamalıdır “ diyen, DAHİ LİDER çoook iyi anlaşılıyor.
   Yalnız Türk Ulusuna değil, insanlığa yol gösteren dâhiyi anlamak
   için...

   Geçmişi unutmamak, geleceği görebilmek için…
   Ulusal bütünlük ve egemenliği korumak için…
   Özgürlük ve huzur için…
   Yurtta sulh, cihan da sulh için…
   İnsanlık için…

   NUTUK‘u okumanın gerektiğini düşünüyorum.


10 Kasım 1938 Günü yaşanmış, bir anı... ALINTI

İstanbul Üniversitesinde saat 09.05’ nin meşum haberi duyulmuş.

Hukuk Fakültesinde bir Alman Profesör var. O da duymuş, şaşkın.

Derse girsin mi, girmesin mi bir türlü karar veremiyor. O sırada aklına dekana müracaat etmek gelir. Aralarında şu konuşma geçer.

-- Efendim. Mütereddidim. Bu durumda acaba ne yapsam?

-- Sizde böyle büyük bir adam ölünce ne yaparlarsa, onu yapınız.

Bu cevap üzerine Alman Profesör kollarını iki yana açarak,

-- Bizde bu kadar büyük bir adam ölmedi ki.


HÜMANİST ATAM,

   Bir Cumhuriyet çocuğu olarak duygu ve düşüncelerini, ideallerini yaşamımda uygulamaya çalıştım. Her zaman düşüncelerimin rehberi oldun. Kusurlarım için affını diliyor, huzurunda saygıyla eğiliyor, minnet, şükranlarımı sunuyorum.

Avni Baba 

Adından bahsedildiğinde bile gözlerimi dolduran tek insan ruhun şad olsun.. "Türkiye, Atatürk'ü Allah'a Borçlusun, Geriye Kalan Her Şeyi De Atatürk'e..."


Can Evlat Samet... “Türkiye, Atatürk'ü Allah'a Borçlusun, Geriye Kalan Her Şeyi De Atatürk'e”, bu cümleyi kendini anlayamamış olanın anlaması zor. Yönlü yapay kişiliğiyle menfaatleri doğrultusunda anlıyorsa çoook daha zor… Bir insanıı anlayabilmenin, kişinin kendisini anlamasıyla mümkün olabiliyor. Doğru bilgiyle geçmişi bilen, gözlem ile yaşananları yönsüz irdeleyen, geleceği görebilenin, Atatürk' e neler borçlu olduğunu anlayacağını düşünüyorum… Az, öz, veciz yanıtına çoook teşekkürler, sevgilerimle kucaklıyorum…


İlk Sayfa 1 Son Sayfa 
Yorum yapmak için aşağıdaki formu kullanabilirsiniz.

Ad Soyad  
E-Posta    
Yorumunuz