Avni Ballıbaba

WEB Siteme Hoşgeldiniz

İNSAN ve BİLİM

25 milyon yıla dayanan bilimsel geçmişi var sayılan insan, son 40.000 yıldır gelişmesine devam ettiğini bildiren bilim, insanın 70 – 80 yıllık ömür süreci içindeki gelişimi ile insanlık tarihinin gelişimi ve geçirdiği evreler bakımından, birbirinin mini benzeri olduğu saptanmış.

Bilim, insanın 0 – 7 yaş arası hayvana benzer davranış ve karakter,   7 – 25 yaş arası bilgi ve zekâ geliştirme çabası… 25 – 50 yaş arası tecrübe kazanma çabası… 50 – 65 yaş arasında tecrübe ve bilgi birikimini uygulama süresi,  olarak tanımlıyor. Ortalama olan bu sürelerin kişilere göre değiştiği ve bugünkü bilinç düzeyine son 100- 150 yılda gelindiğini ve bilimsel olanakların artmasıyla insanın, insanca düşünebilme ortamının başlayabildiğini, belirtiyor.

Doğanın ve insana yön veren toplum koşullarının, günümüze kadar gelen kendi soyunun “gen, bilgi, deneyim, sanat, bilim, vs” belgesel ve fiziksel mirasına sahip olan gelişmesin de en önemli etken, bilgi ve tecrübenin diğer nesillere sağlıklı aktarılmasıyla oluşuyor. Bilimsel gelişmeyle madde zenginliğine varılabileceği düşüncesi son 150 yılda önem kazanıyor, gelişmeyi hızlandırıyor. Ülkelerdeki sosyal yapılanmalara bakıldığında, bilgi ve bilimselliğe önem verenlerle önemsemeyen toplumlar arasındaki farklılıklar görülüyor

Bilimsellikle saygın toplum düzeyine gelinebilmesi, o toplumdaki çoğunluğa eğitim ve araştırma imkânlarının verilmesiyle sağlanabiliyor. İnsan cehaletin egemenliğinden kurtulması gerektiğini anlamasına bilgi ve bilimsellik kanıt olunca, okuyan araştıran çoğalıyor.
Bilgili ve insanlığa yararlı olmak çok güzel, ama bütün bu gelişmelere rağmen insanı ve insanlığı düşünen bireysel ve toplumsal bilince varılmakta nedense geç kalınıyor.

Bilimselliğin getirisi maddesel sarhoşlukla bilgiyi, insanlığın yararına kullananlar azınlıkta kalıyor. İnsan bilgilendikten sonra oluşan bilimselliğin gücüyle doğa yasalarını hiçe sayıyor, kendi yasalarıyla doğayı kontrolü altına alarak dünyaya ve hatta evrene egemen olmak istiyor. Doğa yaşam dengesinin bozulmasıyla insanlığa zarar verdiğini bilmesine rağmen, türlü sebep ve nedenlerle de devam ediyor.

Yaşadığımız dünyada bilimselliğin getirisini insanlığın hayrında kullanılıyor olsa da çıkar uğruna yaşamı alt-üst etmeye devam ediliyor.
Her türlü yıkıma mani olmak isteyen, yanlışı görenler susturuluyor ise...
Madde zenginliği sağlayan bilimsellik hümanist dinamizmin sorun ve çıkmazlarına yeterli çözüm sağlayamıyorsa...
Sosyal düşünce ve birlik ruhu ne kadar gelişebilir?


Bilginin insanlığın yararına kullanılması gerektiğini bilenler ile bilimselliği işlerine geldiği gibi kullananların olduğu bir dünyada yaşadığımı düşünüyorum.

Sevgiler,
Avn, Baba

Herhangi bir yorum bulunamadı.

Yorum yapmak için aşağıdaki formu kullanabilirsiniz.

Ad Soyad  
E-Posta    
Yorumunuz